Geçenlerde Merve'ye Trabzon'a gitmeye karar verdik. Trabzon tam bir küçük İstanbul. Caddeleri, çarşısı, pazarı, sahili, kalabalığı ve sanayi kenti olmasıyla İstanbul'u anımsatıyor insana.
Trabzon gezimize meydandaki ufak ama oldukça şirin bir cafede kahvaltıyla başladık. Aslında planımız Boztepe'de kahvaltı yapmaktı ama sonra vazgeçip vaktimizi merkezde geçirmeye karar verdik.
Kahvaltımızın ardından şehri gezmeye koyulduk.
Aşağıdaki buket bir antika dükkanında vitrinde duruyordu. Nedense beni çok duygulandırdı. Neden bir gelin buketi antikacıda durur ki... Onca eski eşyanın arasında...
Şu elma şekerleri bana direkt çocukluğumu hatırlattı. Bence rengarenk şeker ve şekerlemelerin tadını yalnızca çocuklar çıkartır!
Şehirde biraz tur attıktan sonra sahile inip kahve keyfi yaptık denize nazır. Hava o zaman oldukça güzeldi tabii. Şimdi gitsek mümkün değil o kadar süre dışarıda kalamayız.
Uzun süre gezip, alışveriş yapıp, deniz havası soluduktan sonra Trabzon'a gelmişken hamsi yemeden gitmek olmaz deyip kendimize güzel bir balık ziyafeti çektik. Yanında gelen midyelerde keyfimizin bonusu oldu!
Mutluluğun resmi
Karnımızı da doyurduktan sonra şehirde yine ufak bir tur atıp, yeni geziler planlayarak evimize döndük.
Trabzon'un tarihi belediye binası, şehrin tam göbeğinde, halkın içinde. Bürokrasi havasından uzak ve oldukça şirin.