Cuma, Aralık 16, 2011

Salata

Normalde her akşam sıcak ve sulu bir yemek özlemi çeken ben bu akşam şöyle bol ekşili, yeşillikli bir salata yemek istedim. Huzurlarınızda bu akşam yediğim salatam,
İçindekiler:

Yeşil soğan
Domates
Brokoli
Marul
Ton Balığı
Mısır 
Zeytinyağı
Tuz 
Limon
Tuz

Güzeller

Öğle yemeğinden bir döndüm baktım odamda bu güzeller...

Salı, Aralık 06, 2011

Elazığ

Medya ve Etik Sempozyumu dolayısıyla gittim Elazığ'a. Beklediğimden çok daha güzel ve gelişmiş bir şehirmiş meğer. Sempozyuma katılıp bildirilerimizi sunduktan, diğer oturumları dinleyip kapanışı yaptıktan sonra Fırat Üniversitesi tarafından hazırlanmış muhteşem bir organizasyonla çok güzel ağırlandık.

Öncelikle Keban barajına gittik, Türkiye'nün en büyük, dünyanın da sayılı barajlarından olan Keban tek kelimeyle muazzamdı. Ardından, Keban'da Çırçır şelalesindeki Alabalık Tesislerinde balığın envai çeşidini (pizza, köfte, ızgara, kızartma) yedik. 
Son gün ise önce Harput'a kahvaltıya gittik. Ardından şu an restorasyon halinde olan Harput kalesini ve Şefik Kültür Evi'ne...
Daha ayrıntılı fotoğraflar için; buraya bakabilirsiniz. 
Son olarak da Hazar Gölü civarını gezdik. Şansımıza hava da güzeldi de muhteşem Elazığ yemeklerini açık havada tadabildik. Dilerim yeniden Elazığ'a gitme şansı doğar! Belki gelecek yılki sempozyuma!

Cumartesi, Aralık 03, 2011

Hindi Zahra-Beautiful Tango


Hindi Zahra - Beautiful tango ile  EMI_Music

Şarkı muhteşem, klip muhteşem, takılar muhteşem...

Trabzon

Geçenlerde Merve'ye Trabzon'a gitmeye karar verdik. Trabzon tam bir küçük İstanbul. Caddeleri, çarşısı, pazarı, sahili, kalabalığı ve sanayi kenti olmasıyla İstanbul'u anımsatıyor insana.
Trabzon gezimize meydandaki ufak ama oldukça şirin bir cafede kahvaltıyla başladık. Aslında planımız Boztepe'de kahvaltı yapmaktı ama sonra vazgeçip vaktimizi merkezde geçirmeye karar verdik.
Kahvaltımızın ardından şehri gezmeye koyulduk. 

Aşağıdaki buket bir antika dükkanında vitrinde duruyordu. Nedense beni çok duygulandırdı. Neden bir gelin buketi antikacıda durur ki... Onca eski eşyanın arasında...
Şu elma şekerleri bana direkt çocukluğumu hatırlattı. Bence rengarenk şeker ve şekerlemelerin tadını yalnızca çocuklar çıkartır! 
Şehirde biraz tur attıktan sonra sahile inip kahve keyfi yaptık denize nazır. Hava o zaman oldukça güzeldi tabii. Şimdi gitsek mümkün değil o kadar süre dışarıda kalamayız.
Uzun süre gezip, alışveriş yapıp, deniz havası soluduktan sonra Trabzon'a gelmişken hamsi yemeden gitmek olmaz deyip kendimize güzel bir balık ziyafeti çektik. Yanında gelen midyelerde keyfimizin bonusu oldu!
Mutluluğun resmi
Karnımızı da doyurduktan sonra şehirde yine ufak bir tur atıp, yeni geziler planlayarak evimize döndük.

Trabzon'un tarihi belediye binası, şehrin tam göbeğinde, halkın içinde. Bürokrasi havasından uzak ve oldukça şirin.

Kar Botlarım

Bulunduğum şehre ve koşullara uygun kar botunu sonunda buldum. Mutluyum!

Cuma, Aralık 02, 2011

İnebolu

Biz genellikle bayramları pek evde geçirmiyoruz. Hiçbir akrabamızın Ankara'da olmaması, her gün gördüğümüz komşularla evcilik oynar gibi gelip gitmeme isteğimiz ve tatillerden yararlanarak yeni yerler görme hevesimiz buna etken. Biz de bu Ramazan Bayramı'nda daha önce gitmediğimiz İnebolu'ya gitme kararı aldık. Aylar öncesinden yazmama gereken postu şu an yazdığım için yeni yazıma bir özürle başlıyorum.

Ankara Kastamonu yolunda manzara Ilgaz'dan sonra muhteşem bir hal alıyor. Devasa büyüklükteki kaya dağlar ve yemyeşil ormanlar gerçekten insanı mest ediyor. Yalnız yollar oldukça virajlı olduğundan oldukça dikkatli ve yavaş gidilmesi gerek. İnebolu oldukça küçük bir şehir olmasına rağmen diğer küçük şehirlerdeki gibi mahalle baskısı sezilmiyor. Çok turistik bir şehir de değil fakat herkesin birbirini tanıdığı ve yerlilerinin hala orada yaşadığı fakat kimsenin kimseyi rahatsız etmediği, özgürce yaşanabilecek bir belde. Bence bunda denizin etkisi çok büyük. Ben coğrafi koşulların insanların karakterini dahi çok etkilediği kanısındayım, dolayısıyla nerede deniz orada medeniyet diyorum!


Biz İnebolu'da Yakamoz Tatil Köyü 'nde kaldık. Burada kalabileceğiniz en iyi otellerden biri. Hizmeti, fiyatı, temizliği ve yemekleri oldukça iyiydi. İnebolu'da üç gün kaldık fakat her günü orada geçirmedik. Bir gün de Kastamonu'nun diğer ilçesi olan Abana'ya gittik. Abana İnebolu'dan ziyadesiyle daha küçük, daha az nüfuslu ve daha nezih bir ilçe.
İnebolu'da gezilecek çok yer yok, dolayısıyla uzunca bir tatil yapmaya kalkarsanız sıkılabilirsiniz. 2-3 günlük tatillerde yakın şehirlerden gidilip sakin ve sessizce kafa dinlemek için ise ideal.



Mor

Kocaman camları olan aydınlık bir evim olsa. Yerden çok yüksek olmayan, kendimi dünyadan soyutlanmış değil, tam de içinde hissedebileceğim. Bir duvar boydan boya kitaplık olsa. İçinde kocaman, yumuşacık, oturunca gömülebileceğim kanepelerim. Vazoda mis gibi kokan çiçekler, evde huzur, ocakta pişen yemek, gözlerde sevinç olsa. Duvarıma da şu tabloyu assam, uzun uzun baksam...

Not: tablo Hırvat ressam Ana Tzarev'e aitir.

Perşembe, Aralık 01, 2011

Uykusuzum

Tam biraz rahatladım, işler hafifledi derken yenileri geliyor durmadan. Çok yorgunum ve uykusuzum. Şöyle telefonları kapatıp saatlerce deliksiz uyumak istiyorum. Kafamda hepsinin yanına tik atılmış yapılacaklar listesi olsun, ben rahat olayım ve pijamalarımı çıkartmadan tüm gün miskinlik yapayım. Sanırım Haziran'dan önce böyle bir günü ancak rüyamda görür, bloguma hayal diye yazarım.

Yarın akşama en azından bu haftanın işlerini halledip, hafta sonu da girip mutfağa çeşit çeşit yemek yapasım var. Sanırım yemek yaparken deşarj oluyorum ben. Ne kadar yorgun olsam da akşamları girip mutfağa en az iki çeşit yemek yapmam lazım. Arkadaşlarım gelsin, herkesin karnı doysun, keyfi yerinde olsun. Mutlu ediyor böyle şeyler beni...

Bir de böyle koyun koyuna uyuyan kedicikler...

not: Kediler Elazığ'da Şefik Kültür Evi'nde çekilmiştir. Ben bir de Elazığ yazısı yazacaktım, değil mi?