Çarşamba, Kasım 30, 2011
Inglot Rujlar
Ne zamandır, göz makyajımı koyu renkle yaptığımda dudaklarımı çok da öne çıkartmayacak aynı zamanda da çok da parlak olmayan kalıcı bir ruj arıyordum. Neyse ki istediğimi en sonunda Inglot'da buldum!
Burada çok koyu bir renk gibi görünse de aslında çok da koyu değil. Yani tam benim dudak rengime göre diyebilirim. Dudaklarımın rengi kendiliğinden hafif pembe olduğundan daha açık renkler beni ölü gibi gösteriyor. O yüzden bu renk benim için biçilmiş kaftan! İçeriğinde paraben olmaması da artısı. Kendisi, Inglot lipstik serisinin 114 numaralı ruju.
Inglot'un bu rujundan çok memnun kaldıktan sonra, bir de yine oldukça kalıcı olan, mat fakat göz makyajı yapıp allık sürmeye üşendiğimde yüzüme renk verecek, hemen sürüp çıkacağım bir ruj almaya karar verdim. Ayşo'yla rujlara bakınırken en sonunda bu renkte karar kıldık. Bu rujuma da bayılıyorum çünkü kendisi tam mat olan seriden ve bu yüzden çok doğal duruyor. Tereyağı sürülmüş gibi beş metre uzaktan parıl parıl parlamak böyle bir renkte hiç hoş durmazdı! Aynı zamanda da çok uzun süre kalıcı. Bu da yine lipstick serisinden 412 numara.
Inglot'un rujlarından çok memnun kalınca pudramı ve biten allığımı da oradan almaya karar vermiştim fakar sağolsun kurbağa prensesler 'in de tavsiyeleriyle MAC 'den aldım. O da bir başka postun konusu olsun... :)
Adaçayı
Artık mümkün olduğunca daha az siyah çay içmeye çalışıyorum. Ya yeşil çay ya da ada çayı içmeyi tercih ediyorum. Hem daha rahat uyumamı sağlıyor, hem de kansızlık yapmıyor. Siyah çayın da faydaları var derseniz onu da gün içinde tüketiyorum zaten. Bir de bende poşet çay içememe sorunu var; nedense o kağıt poşet tadı ağzıma geliyor sanki. Yeşil çayın da, ıhlamurun, kuşburnunun ve ada çayının da bizzat kendilerini kaynatarak ya da demleyerek tüketiyorum.
Salı, Kasım 29, 2011
Yapmak İsteyip de Yapamamak!
Bu aralar günlerim tez için okumalar yapmakla, raporu yetiştirmeye çalışmakla, ufak planlar yapıp ve büyük hayaller kurmakla geçiyor... Planlar yaparsam bir beklenti içine girerim, eğer olmazsa hayal kırıklığına uğrarım korkusuyla hayatı akışına bırakıp, resimlere bakıp, hayal kurarak onların gerçekleştiğini görmeyi tercih ediyorum. "İnan, hayal kur ve dua et" de benim mottom!
Buraya yazmak istediğim birçok şey ve koymak istediğim birçok fotoğraf var ancak bir türlü kronolojik bir düzenle oturup yazamadım. Fakat hepsi aklımda, hepsini paylaşacağım...
Dün arkadaşlarımız sağolsun bize muhteşem bir Elazığ çiğ köftesi yaptılar. Üzerine sobada pişmiş kestaneler ve çay keyfi... Her şey muhteşemdi ancak eve geldiğimde dik konuma gelemeyecek kadar fena haldeydim. Bugün de eve gidip karnabahar pişirmeyi düşünüyorum. Şu sıra gözüm hep tariflerde, evdeki malzemelerle ne kadar farklı çeşit yemek hazırlayabilirim diye bakınıyorum. İnsan bir zaman sonra aynı şeyleri yemekten sıkılıyor...
Bir an önce 31 Aralık olsun diye bekliyorum. Ne hayaller var ne hayaller....
Buraya yazmak istediğim birçok şey ve koymak istediğim birçok fotoğraf var ancak bir türlü kronolojik bir düzenle oturup yazamadım. Fakat hepsi aklımda, hepsini paylaşacağım...
Dün arkadaşlarımız sağolsun bize muhteşem bir Elazığ çiğ köftesi yaptılar. Üzerine sobada pişmiş kestaneler ve çay keyfi... Her şey muhteşemdi ancak eve geldiğimde dik konuma gelemeyecek kadar fena haldeydim. Bugün de eve gidip karnabahar pişirmeyi düşünüyorum. Şu sıra gözüm hep tariflerde, evdeki malzemelerle ne kadar farklı çeşit yemek hazırlayabilirim diye bakınıyorum. İnsan bir zaman sonra aynı şeyleri yemekten sıkılıyor...
Bir an önce 31 Aralık olsun diye bekliyorum. Ne hayaller var ne hayaller....
Cumartesi, Kasım 26, 2011
Perşembe, Kasım 17, 2011
Red Moleskine
Kafanız dağınıksa
Unutkansanız
Planladıklarınızı bir türlü zamanında yapamayıp, geceleri onun huzursuzluğuyla uyuyorsanız
Sevgiliniz der ki, "gel sana bir moleskine alalım..."
Unutkansanız
Planladıklarınızı bir türlü zamanında yapamayıp, geceleri onun huzursuzluğuyla uyuyorsanız
Sevgiliniz der ki, "gel sana bir moleskine alalım..."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



