Çarşamba, Ekim 19, 2011

Bir Hafta Sonu Gezisi Daha

Bir hafta sonunu daha evde geçirmemeye karar vermiştik lakin nereye gitsek diye de düşünmeden edemiyorduk. Günübirlik mi gitsek, uzak bir yere gidip bir gece kalsak mı derken Güvende Yaylası'na gitmeye karar verdik. Güvende Yaylası'na giderken yol boyu mola verip doğal güzellikleri fotoğraflamadan geçmeyelim dedik...
Fotoğrafta gördüğünüz ağaç Avrupa'nın en uzun ağacı...
Burada mola verip çocukluğumuzun en eğlenceli oyunlarını oynayıp, bolca terleyip, çekmeyen telefonlarla teknolojiden zorunlu uzak kalarak doğanın içinde olmanın tadını tam anlamıyla çıkarttık. 

Ardından yaylaya çıkıp oranın yerlisi teyzelerden ev yapımı tereyağ ve yoğurt aldık. Önceden hazırladığımız köftelerimizi pişirdik, patlıcanlarımızı közleyip muazzam bir salata yaptık. 
Son olarak, üniversite sınavında Gümüşhane birincisi olarak Boğaziçi'ni kazanmış, yazları babasının kahvehanesinde çaycılık yapan gencin ellerinden çay içip, gelecek adına umutla dolup tekrar sisli yollara koyulduk.

Salı, Ekim 18, 2011

Yaylada Bir Gece

Ramazan'ın bir gecesini bir arkadaşımızın da köyünün bulunduğu bir yaylada geçirmeye karar verdik. Gündüz gidip yaylayı dolaşıp, iftarımızı yaptık. İçine girebileceğimiz bir yapı olmadığından tüm geceyi ateş başında şarkılar türküler söyleyerek, yiyip içerek geçirdik...
O kadar güzel bir gün ve gece geçirdik ki tadı damağımızda kaldı. Sabah evlerimize geldiğimizde saat 5'ti ve hiç de dönmek istemedik. En kısa zamanda, havalar iyice soğumadan tekrarına kavuşmak istiyoruz...

Uzungöl-Ayder Yaylası

Uzun zamandır yazamamamın nedeni göçebe hayatı yaşar gibi bir türlü yerimde duramayıp sürekli gezmem. Gerek iş, gerek zorunluluk, gerek eğlence olsun Pazar gününe kadar sürekli şehir şehir dolaştım. Bayrama kadar bir yere kıpırdamadan, belki günübirlik gezilerle yerimden pek ayrılmamayı düşünüyorum.
Öncelikle Ağustos ayındaki Uzungöl ve Ayder Yaylası gezimizden bahsedeyim; bir önceki gün zehirlenmiş olmama ve kendimi hiç de iyi hissetmememe rağmen bu fırsat kaçmaz dedim. Sabahın erken saatlerinde Gümüşhane'den ayrıldık ve ilk olarak Uzungöl'e gittik.
Muhteşem bir kahvaltının ardından gölün etrafında yürüyüş yapıp minik dükkanları gezdik.
Uzungöl'den ayrıldıktan sonra Ayder'e giderken Rize'ye uğradık ve kaleyi gezdik.

Ayder Yaylası tabiatı itibariyle harika fakat aşırı nemden dolayı Ağustos ayında bile üşüyüp kendinizi yapış yapış hissedebilirsiniz.
Ayder'de ızgara balık, et, kavrulmuş fasulye turşusu ve tabii ki laz böreği yedik! Benim için bunlardan en önemlisi kavrulmuş fasulye turşusuydu. Henüz yemeyenlere acilen bu lezzetin tadına bakmalarını öneririm. Şimdilik ilk hedefim ise güvenilir bir laz böreği tarifi bulup denemek.

Yukarıda gördüğünüz ise meşhur Hamsiköy sütlacı. Gece saat 11 olmasına rağmen mola verip sütlacımızı yiyip yolumuza öyle devam ettik. Bu sütlacı yemeyen ben sütlaç yedim demesin... Böyle bir lezzet yok ve maalesef kendisi yalnızca Hamsiköy'de mevcut.