Geçenlerde yüz temizleme jelim bittiğinden ve eskisinden (Yves Rocher) çok da memnun kalmadığımdan yeni bir yüz temizleme jeli arayışına girmiştim. Biotherm'in jelini almayı düşünürken mağazadaki görevli H2O+'ın Marine Cleansing Gel'ini önerdi. H2O+'ın hiçbir ürününün kesinlikle hiçbir kimyasal içermediğinden, tamamen doğal olduğundan ve adından da anlaşılacağı gibi deniz minerallerinden oluştuğundan bahsetti.
Jel gerçekten de parfüm içermiyor, yani yüzünüzü yıkadığınızda öyle mis gibi buram buram bir koku beklemeyin. Daha çok ilacımsı bir kokusu var. Aynı zamanda köpürmüyor da. Bu köpürme işine ben biraz takıldım çünkü sanki köpüren şeyler daha derinlemesine temizlermiş gibi geliyor, fakat onların içinde de köpürmeyi sağlayan kimyasallar olduğunu biliyorum. Benim cildim karma ve şu sıra yaşadığım şehir oldukça kurutuyor cildimi. Bu jelin kurumaya da engel olacağını söylemişti satıcı, gerçekten de öyle. Tabii, her zamanki gibi cildimizi jelle ne kadar yıkasak da ardından tonikle silmek farz! H2O+'ın sitesine girdiğimde bu temizleyicinin en çok satan ürün olduğunu gördüm. Ben de memnunum...
Cildimin kurumasına engel olan bir ürün daha var. O da yine H2O+'ın Oasis Mist spreyi. Bu sprey de yine deniz mineralleri ve doğal vitaminlerden oluşuyor. Makyaj sabitleyici özelliği de olduğundan gün içinde makyajın üstüne de sıkabiliyorum. Kesinlikle yağlandırmadan nemlendiriyor ve şu sıra en severek kullandığım ürün bu diyebilirim! Sabahları cildimi temizledikten sonra Bioderma'nın Pore Refiner'ını sürdükten 3-4 saat sonra da bu spreyi uyguluyorum. H2O+ kaliteli ve güvenilir bir ürün bence -en azından dermotolojik ve doğal.
Diğer ürünlerini kullananlar da tecrübelerini paylaşırsa çok sevinirim!
Perşembe, Haziran 30, 2011
Cuma, Haziran 24, 2011
Çarşamba, Haziran 22, 2011
Buralar
Günler öyle bir telaşla geçiyor ki nasıl bir hafta geride kaldı anlamadım bile... Geçen hafta bazamı, yatağımı, dolabımı, uyku setimi ve çamaşır makinemi aldım. Baza ve dolap bugün geliyor. Hala göçebe gibi hissediyorum kendimi. Bavuldan kıyafet almaktan hiç hoşlanmıyorum. Dolaplar yerleşik hayata geçmenin en önemli emareleri bence. Ben de dünden odamı temizledim. Bugün artık güzelce odama yerleşmeyi planlıyorum. İki koca bavulla geldim buraya. Ailem de peşimden üç koli eşya yolladılar... Yerleşmem epey vakit alacak gibi görünüyor...
Bu arada Ekim'de Elazığ'a sempozyuma gideceğim ve 8 Temmuz'a kadar bitirmem gereken bir makalem var, çevirmem gereken bir kitap elimde, okumam gereken kitapların ve izlemem gereken filmlerin sayısı her geçen gün artmakta. En son Kaybedenler Kulubü'nü izlemişim, bu hafta da İncir Reçeli'ni izlemeyi planlıyorum. Burada günler okumakla, izlemekle, düşünmekle ve yazmakla geçiyor...
Bu arada Ekim'de Elazığ'a sempozyuma gideceğim ve 8 Temmuz'a kadar bitirmem gereken bir makalem var, çevirmem gereken bir kitap elimde, okumam gereken kitapların ve izlemem gereken filmlerin sayısı her geçen gün artmakta. En son Kaybedenler Kulubü'nü izlemişim, bu hafta da İncir Reçeli'ni izlemeyi planlıyorum. Burada günler okumakla, izlemekle, düşünmekle ve yazmakla geçiyor...
Salı, Haziran 14, 2011
A New Beginning
Havaalanında check-in yaparken bavulum için ücret vermem gerekti ve o an farkettim ki banka kartım kayıp! Allahtan kredi kartımı kaybetmemiştim de hemen onunla ödedim. Uçağa biner binmez tüm cüzdanımı ve çantamı boşalttım ama nafile.. Buraya gelir gelmez de ilk iş bankaya gidip eski kartı iptal ettirmek ve yenisi için talepte bulunmak oldu... Umarım en kısa zamanda çıkar..
Artık buradayım ve burada olmamın henüz bilmediğim bir sebebi olduğuna inanıyorum... Kendimi garip hissediyorum. Sanki geçen seferki gelişlerim gibi bir müddet sonra dönecekmişim hissi var. Sanırım gerçeği yavaş yavaş idrak edeceğim:)
Şimdiki planlarım Ekim ayındaki bir sempozyum için bildiri yazmak, bir kitap çevirmek ve artık teze geçmek...
Tüm kaynaklarımı topladım Ankara'da. Birkaç güle kargoyla gelecekler ve tempo başlayacak! Kendime bol şans diliyorum...
Günün sözü de bu olsun: "En büyük seçim: kendi gerçekliğin ve başkalarınınki arasında! Kendi gerçeğimizi de yaratan biziz!"
Artık buradayım ve burada olmamın henüz bilmediğim bir sebebi olduğuna inanıyorum... Kendimi garip hissediyorum. Sanki geçen seferki gelişlerim gibi bir müddet sonra dönecekmişim hissi var. Sanırım gerçeği yavaş yavaş idrak edeceğim:)
Şimdiki planlarım Ekim ayındaki bir sempozyum için bildiri yazmak, bir kitap çevirmek ve artık teze geçmek...
Tüm kaynaklarımı topladım Ankara'da. Birkaç güle kargoyla gelecekler ve tempo başlayacak! Kendime bol şans diliyorum...
Günün sözü de bu olsun: "En büyük seçim: kendi gerçekliğin ve başkalarınınki arasında! Kendi gerçeğimizi de yaratan biziz!"
Pazartesi, Haziran 13, 2011
Ankara'dan Son Yazı
Bavullar hazırlandı, koliler yapıldı, gitme vakti geldi...
Ne zaman gelirim, ne sıklıkla gelirim hiçbir fikrim yok.
Her şey, herkes için çok güzel olsun :)
Ne zaman gelirim, ne sıklıkla gelirim hiçbir fikrim yok.
Her şey, herkes için çok güzel olsun :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
