Gelen özel bir istek üzerine Yves Rocher'ın en sevdiğim ürünü olan Couleurs Nature fondöteninden bahsetmek istiyorum.
Benim problemli (sivilce, sivilce izi, pütür pütür) bir cildim yok, dolayısıyla cildimdeki sorunları kapatmak için değil de, makyaj yapmadan tüm yüzümü aynı tona getirecek hafif bir ürün arıyordum. Çok sık makyaj yapmıyorum fakat yaptığım zaman da fondötenin üzerine yapılmış makyajın, özellikle allığın çok daha iyi durduğunu düşünüyorum. Problemli olmamakla birlikte aşırı hassas bir cilde sahibim. Kullandığım ürünler ya bitkisel ya da dermatolojik olmalı yoksa anında vücudum tepki veriyor.
Yves Rocher'daki satıcıya tüm bunları anlattım ve oradaki kişi de bana bu fondöteni önerdi. İyi ki de önermiş çünkü bittiğinde asla başka markayı almayı düşünmüyorum. Üretimi devam ettikçe benim fondötenim budur! Dediğim gibi cildim aşırı hassas fakat bu ürünü kullandığımda herhangi bir sorunla karşılaşmıyorum. Diğer fondötenler genelde başıma sivilce, kaşıntı, kızarma gibi sorunlar açar ama bunda öyle bir şey olmuyor. Zaten yapısı çok ince, bir nemlendirici gibi kolaylıkla sürülüyor. Sürdükten sonra cildinizin nefes almasını engellemiyor. Benim için çok önemli bir özelliği daha var ki mükemmel kokması. Aynı zamanda pompalı şişede olması da sterilizasyonu bakımından çok önemli!
Yalnız şunu yineleyeyim, ben çok makyaj yapan biri değilim, cildimde de kapatılması gereken büyük sorunlar yok. Bu tip sorunlarınız varsa aynı markanın başka fondötenlerine de bir bakın derim. Belki bir başka ciltte bu ürün hiç işe yaramayacak ve istediklerini sağlamayacak. Umarım merak edilen bilgiler verebilmişimdir...
Çarşamba, Nisan 27, 2011
Pazar, Nisan 24, 2011
Rabbit Hole- John Cameron Mitchell
Öncelikle, filmi Mutluluğun Peşinde diye çeviren arkadaşa filmi bir daha izlemesini tavsiye etmek istiyorum. Rabbit Hole, 8 ay önce çocuklarını bir trafik kazasında kaybeden çiftin ilişkilerindeki ve kendi iç dünyalarındaki iniş çıkışları konu ediyor. Anne rolüü Nicole Kidman, babayı ise Aaron Eckhart oynuyor. Oğlunu kaybeden anne çocuğuna arabasıyla çarpan lise çağındaki gençle dost olup onu anlamaya çalışıyor ve yazmakta olduğu Rabbit Hole adlı çizgi romanı okuyor. Filmin sonunda ne oluyor derseniz, hiçbir şey...
Nicole Kidman yüzüne bir şeyler yaptırmış fakat ne olduğunu tam anlayamadım. Dudaklar mı, yanaklar mı, alın mı botokslu veya başka bir operasyon mu bilmiyorum fakat her ne ise cidden çok kötü olmuş. O bildiğimiz Nicole Kidman ifadesi kaybolup gitmiş. Mimiğiyle para kazanan insan neden kendine bunu yapar anlamıyorum...
Nicole Kidman yüzüne bir şeyler yaptırmış fakat ne olduğunu tam anlayamadım. Dudaklar mı, yanaklar mı, alın mı botokslu veya başka bir operasyon mu bilmiyorum fakat her ne ise cidden çok kötü olmuş. O bildiğimiz Nicole Kidman ifadesi kaybolup gitmiş. Mimiğiyle para kazanan insan neden kendine bunu yapar anlamıyorum...
Cumartesi, Nisan 23, 2011
Felsefe ve Edebiyat
Carpe Diem yayınlarından çıkan bu kitaplardan Edebiyat adlı olanını bir arkadaşımda görmüş çok beğenmiştim. Geçen gün Dost'a gittiğimde rafların birinde karşıma çıktı, içine biraz göz atıp Felsefe'yi de alayım dedim. Aslında kitapların asıl adı Kolay, Kısa, Keyifli Edebiyat ve Kolay, Kısa, Keyifli Felsefe.


Kitaplar genel olarak edebiyat akımlarından, felsefecilerin ve edebiyatçıların ve filozofların hayatlarından, temel özelliklerinden, özlü sözlerinden ve anekdotlardan oluşuyor. Genel bir bilgi veriyor fakat insanda ilgi uyandırıyor. Edebiyatçıların ve filozofların eserlerini alıp okuma isteği uyandırdı bende mesela-okunacaklar listem de oldukça kabardı haliyle... İçeriği hap gibi, çok kolaylıkla ve zevkle okunuyor. Ömer Sevinçgül ve Seda Şener mizahî bir dille aktarmışlar tüm bilgilerini.. Bu kitapları okuyunca her şeyi öğrenip alem-i cihan olmak tabi ki imkansız, fakat bu minik kitaplar bile çok şey öğretiyor insana. Aynı seriden çıkan bilim ve psikoloji kitapları da var. Bu hafta da onları alacağım. Fiyatları 7.5 TL. Okumanız tarafımdan tavsiye edilir:)


Kitaplar genel olarak edebiyat akımlarından, felsefecilerin ve edebiyatçıların ve filozofların hayatlarından, temel özelliklerinden, özlü sözlerinden ve anekdotlardan oluşuyor. Genel bir bilgi veriyor fakat insanda ilgi uyandırıyor. Edebiyatçıların ve filozofların eserlerini alıp okuma isteği uyandırdı bende mesela-okunacaklar listem de oldukça kabardı haliyle... İçeriği hap gibi, çok kolaylıkla ve zevkle okunuyor. Ömer Sevinçgül ve Seda Şener mizahî bir dille aktarmışlar tüm bilgilerini.. Bu kitapları okuyunca her şeyi öğrenip alem-i cihan olmak tabi ki imkansız, fakat bu minik kitaplar bile çok şey öğretiyor insana. Aynı seriden çıkan bilim ve psikoloji kitapları da var. Bu hafta da onları alacağım. Fiyatları 7.5 TL. Okumanız tarafımdan tavsiye edilir:)
Salı, Nisan 19, 2011
Dönüş..
İstanbul gezisi harika geçti. Cuma günü Baran'la buluşup Ara Güler'in sahibi olduğu Ara Cafe'ye gittik. Öğle yemeğimizi yedikten sonra Türker İnanoğlu Sinema ve Televizyon Müzesi'ni ziyaret ettik. Bebek'e doğru gidecektik fakat vazgeçip Baran'ın muhteşem manzaralı evine gitmeyi tercih ettik. Çayımızı demledik, mercimek çorbası, prinç pilavı ve et pişirdik.. Baran'ın Amerika'lı misafirleri yemeklerime resmen bayıldılar:))
Ben akşam Nesli'ye döndüm, sohbet muhabbet derken sabahladık tabii.. Ertesi gün biraz geç kalkıp kahvaltıya Bebek'e gittik..Kahvaltı'dan sonra o çılgın trafikte İstinye Park'a uğradık. İstinye'ye gitmedeki asıl amaç H&M'di fakat sûkut-u hayale uğradık resmen.. O kıyafetleri alacak bir babaannemiz olmadığı için birkaç mağaza daha dolaşıp Sarıyer'e balık yemeye gittik. Balıklar, mezeler, kahveler çaylar derken geceye evde devam etmeye karar verdik. Evde yeniden çaylar koyuldu, yine sabahlara kadar sohbet edildi, özlem gidermeler, hayaller kurmalar...
Pazar sabahı evi toparladık biraz. Gelenekselleşmiş Pazar kısırımızı yapıp yedik güzelce ve ardından Deniz bizi Çengelköy'e götürdü... Sanırım Çengelköy İstanbul'un en otantik semtlerinden biri... Sahilde oturup Boğaz'ı izlemek de dünyanın en dinlendirici şeyi olmalı. Canımız biraz daha gezmek isteyince Moda'ya geçtik, waffle yedik. Biraz da yürüyecektik aslında ama hava şartları izin vermedi maalesef. Evimize döndük ve İstanbul gezisi benim için sona erdi.
Pazartesi sabahı da Ankara'ya yola çıktım, gelir gelmez derse girdim. Geldiğimde pestilim çıkmıştı, hemen attım kendimi yatağa...
İstanbul'un tadı hala damağımda... İnşallah en kısa zamanda yeniden!
Ben akşam Nesli'ye döndüm, sohbet muhabbet derken sabahladık tabii.. Ertesi gün biraz geç kalkıp kahvaltıya Bebek'e gittik..Kahvaltı'dan sonra o çılgın trafikte İstinye Park'a uğradık. İstinye'ye gitmedeki asıl amaç H&M'di fakat sûkut-u hayale uğradık resmen.. O kıyafetleri alacak bir babaannemiz olmadığı için birkaç mağaza daha dolaşıp Sarıyer'e balık yemeye gittik. Balıklar, mezeler, kahveler çaylar derken geceye evde devam etmeye karar verdik. Evde yeniden çaylar koyuldu, yine sabahlara kadar sohbet edildi, özlem gidermeler, hayaller kurmalar...
Pazar sabahı evi toparladık biraz. Gelenekselleşmiş Pazar kısırımızı yapıp yedik güzelce ve ardından Deniz bizi Çengelköy'e götürdü... Sanırım Çengelköy İstanbul'un en otantik semtlerinden biri... Sahilde oturup Boğaz'ı izlemek de dünyanın en dinlendirici şeyi olmalı. Canımız biraz daha gezmek isteyince Moda'ya geçtik, waffle yedik. Biraz da yürüyecektik aslında ama hava şartları izin vermedi maalesef. Evimize döndük ve İstanbul gezisi benim için sona erdi.
Pazartesi sabahı da Ankara'ya yola çıktım, gelir gelmez derse girdim. Geldiğimde pestilim çıkmıştı, hemen attım kendimi yatağa...
İstanbul'un tadı hala damağımda... İnşallah en kısa zamanda yeniden!
Salı, Nisan 12, 2011
İstanbul Yolcusu Kalmasın...
Ne zamandır gitmek isteyip bir türlü ayarlayamadığım İstanbul ziyaretimi sonunda Perşembe günü gerçekleştiriyorum. Mayıs sonuna kadar Gümüşhane'ye gitmeyeceğim, dolayısıyla o zamana geçen vakti gezmelere ayırabilirim.
Burdan sanki çok boşum da sürekli gezecekmişim gibi bir anlam çıkmasın. Aksiye acayip yoğunum-bu da bloga fazla zaman ayıramamamın sebeplerinden biridir. Mayıs'a ve Eylül'e yetiştirmeye çalıştığım sempozyum bildirilerim, yapmam gereken çevirilerim ve devam etmekte olan derslerim var... Şu son 2 gün de son gücümle çalışıp biraz İstanbul molası verip ardından aynen devam edeceğim.
Cuma günü Baran'la-kendisine bir de lif örmem gerekiyor bu arada:), Cumartesi Pazar da Nesli ve Deniz'le gezebildiğimiz kadar gezicez... Pazartesi akşamı derse yetişmek üzere izin aldım hocamdan. Ankara'ya adım atar atmaz derse giricem yani:)
Haydi, bir an ömce Perşembe olsun ve İstanbul sıcak olsun!
Burdan sanki çok boşum da sürekli gezecekmişim gibi bir anlam çıkmasın. Aksiye acayip yoğunum-bu da bloga fazla zaman ayıramamamın sebeplerinden biridir. Mayıs'a ve Eylül'e yetiştirmeye çalıştığım sempozyum bildirilerim, yapmam gereken çevirilerim ve devam etmekte olan derslerim var... Şu son 2 gün de son gücümle çalışıp biraz İstanbul molası verip ardından aynen devam edeceğim.
Cuma günü Baran'la-kendisine bir de lif örmem gerekiyor bu arada:), Cumartesi Pazar da Nesli ve Deniz'le gezebildiğimiz kadar gezicez... Pazartesi akşamı derse yetişmek üzere izin aldım hocamdan. Ankara'ya adım atar atmaz derse giricem yani:)
Haydi, bir an ömce Perşembe olsun ve İstanbul sıcak olsun!
Cuma, Nisan 08, 2011
Günler...
Hiç istemediğim şekilde geçiyor. Bu aralar zamanı verimli kullanamama gibi bir problemim var. Bir an önce disipline olmam, geçen her dakikanın kıymetini bilmem gerek! Zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorum lafını kullananlara çok kızardım-kınadım, başıma geldi. Zamanı öyle bir kullanmalı ki, o bile şaşırmalı nasıl arada kaynadığına!
Galiba planlı programlı, listeli, ajandalı, takvimli olmak en iyisi! Mantıklı ve uygulanabilir planlar yapıp Mayıs sonuna kadar performansımı son damlasına kadar göstermeliyim.
Bu tip kararlar Pazartesiler için geçerlidir ama ben Cuma'dan başlıyorum!
Haydi bakalım!
Galiba planlı programlı, listeli, ajandalı, takvimli olmak en iyisi! Mantıklı ve uygulanabilir planlar yapıp Mayıs sonuna kadar performansımı son damlasına kadar göstermeliyim.
Bu tip kararlar Pazartesiler için geçerlidir ama ben Cuma'dan başlıyorum!
Haydi bakalım!
Pazar, Nisan 03, 2011
Hoş Bir Cumartesi
Latife Tekin'in Sevgili Arsız Ölüm'ünü,
Dostoyevski'nin Yer Altından Notları'nı,
Özdemir Asaf'ın Benden Sonra Mutluluk'unu aldım.
Onur Baştürk söyleşisine katıldım.
Deniz ve Mona'yla kahve içtim.
Lacivert bir etek aldım.
Çok tatlı bir Siyam sevdim.
Bu gün de böyle geçti...
Dostoyevski'nin Yer Altından Notları'nı,
Özdemir Asaf'ın Benden Sonra Mutluluk'unu aldım.
Onur Baştürk söyleşisine katıldım.
Deniz ve Mona'yla kahve içtim.
Lacivert bir etek aldım.
Çok tatlı bir Siyam sevdim.
Bu gün de böyle geçti...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
