Ben bu kitapla kütüphanede araştırma yaparken şans eseri tanıştım. Hocam aslında Hannah Arendt'in
Şiddet Üzerine kitabını önermişti. Fakat baktım ki o kitap savaşlar, siyasi iktidar çekişmesi ve onun totalitarizmi ile ilgili. Benim konum ise gündelik hayatta totalitarizm...
Vassaf totalitarizmi Geceye Övgü, Özgürlük Cehennemdir, Sözcük Mahpusları, 20. Yüzyıl DelileriArtık Özgür Değiller, Burada Yer, Şurada Uyuruz, Kahramanlar Totaliterdir, Enformanyaklık, Senin Cinsiyetin Ne?, Seçmeme Özgürlüğü, Hainleri Savunmaya Dair, Ölüm Unutkanlığı, Sanatçıdan Sakının, Yaşasın Anlaşmazlık, Hayata Karşı Amaçlar, "Zıp Sen Öldün", Homo Sapiens Blues, Müjde! Çocuğumuz Oldu, Şu Sihirli An, Ah, Minel Aşk, "Sarhoş Olun" gibi belli başlıklar altında incelemiş.
Kitap genel olarak kendimizi nasıl da özgür zannederek birilerinin istediği doğrultuda yaşadığımızı anlatıyor. Toplum içinde yazılı olmayan birçok kural ve ister istemez hayatın içinde bu kurallara göre uyuyoruz.
Erken yatıyoruz çünkü toplum geceleri sevmez. Gece karanlıktır ve karanlık kötülükleri çağrıştırır. Geceleri soyunuruz çünkü baskı ancak gece ortadan kalkar. Geceleri kendimizi özgür hissederiz çünkü gündüzler bize ait değil. Yatırılacak faturalar, yapılacak işler, yenilecek fast-foodlar var.
Çocuklarımıza kahramanlık hikayeleri anlatıp kahraman olmalarını isteriz çünkü kahraman güçlüdür. Fakat bu arada bir başkası gibi olmaya çalışan karaktersiz bireyler ortaya çıkar.
Deli olmak için bile birilerinin raporuna ihtiyacımız vardır. "Raporlu deli" daha prestijlidir...
Banyoda bağırsağımızı, mutfakta midemizi boşaltırız çünkü kural budur.
Erkek çocuklarına pembe giydirirsek cinsel yanlışlar yaptığımızı düşünürüz. Cinselliğimiz doğuştan belirlense de cinsel kimliğimizi totaliter toplum belirler.
Evli çiftler kısır olmadıklarını ve iyi bir seks hayatları olduğunu ispatlamak için çocuk yaparlar. Yoksa ilişkide "sorun" vardır... Ha, bir de, çocuk tek büyüyemez, yaş geçmeden kardeş gerekir...
Balık burcu duygusaldır, olmasa da öyle davranması gerekir. Çünkü totaliter toplum ona o görevi vermiştir.
Hayatımızı tuşlara basarak idame ediyoruz. Telefonun, bilgisayarın, blenderın, kahve makinasının, kumandanın tuşlarıyla yaşamımızı biz kumanda ettik sanıyoruz ama aslında biz kumanda ediliyoruz...