Piyasada satılan, kanserojen hazır meyveli yoğurtlardan bin kat daha lezzetli!
Faydalı olduğunu düşünüp ara öğünlerde bebeklerine o zehirleri veren anneler, kendi evlerinde mayaladıkları yoğurtlarla kuru meyveleri katışırıp verseler çok daha faydalı ve lezzetli olur.
Salı, Mart 30, 2010
Avon Marimekko Allık ve Totally Twig Ruj
Avon ürünlerini pek sevmem ve kaliteli bulmam aslında ama bu allık ve ruj iki istisnai ürün diyebilirim.
Öncelikle allıktan bahsedeyim. Bu allık bana hediye geldiğinde pembe tonlara sahip olduğu için üzülmüştüm. Buğday tenliyim ve genelde toprak rengi pastel tonda ürünler tercih ediyorum. Yalnız kullanmaya başladığımda pembe tonlarının da gerçekten çok yakıştığını gördüm. Dediğim gibi hediye olduğundan fiyatını bilmiyorum.
Marimekko allık Avon'da belli bir dönem satışa sunuldu. Finlandıya'lı tarasım şirketi Marimekko tarafından Avon'a özel allık, far ve rimel olarak tarsarlandı, hala satılıyor mu bilmiyorum. Bu allığın özelliği cilde çok hoş bir parlaklık vermesi ve kalıcı olması. Yanakları Heidi'nin yanakları gibi yapmadan, çok hoş bir pembemsilik veriyor.
Öncelikle allıktan bahsedeyim. Bu allık bana hediye geldiğinde pembe tonlara sahip olduğu için üzülmüştüm. Buğday tenliyim ve genelde toprak rengi pastel tonda ürünler tercih ediyorum. Yalnız kullanmaya başladığımda pembe tonlarının da gerçekten çok yakıştığını gördüm. Dediğim gibi hediye olduğundan fiyatını bilmiyorum.
Marimekko allık Avon'da belli bir dönem satışa sunuldu. Finlandıya'lı tarasım şirketi Marimekko tarafından Avon'a özel allık, far ve rimel olarak tarsarlandı, hala satılıyor mu bilmiyorum. Bu allığın özelliği cilde çok hoş bir parlaklık vermesi ve kalıcı olması. Yanakları Heidi'nin yanakları gibi yapmadan, çok hoş bir pembemsilik veriyor.
Bu ruju da kalıcılığından ziyade bu tonu her markada bulamadığımdan almıştım. Perfect Wear Serisinin Totally Twig rengi. Dediğim gibi pastel tonlar kullandığımdan bu ruj tam da istediğim renkteydi! Siparişi verdiğimde hem rengin istediğim gibi çıkması- genelde katalogdan seçilen renkler birebir tutmaz- hem de kalıcılığı beni gerçekten cezbetti! Dudakta saatlerce kalıyor, ben kefilim:) Şimdi farklı renklerini de almayı düşünüyorum. Bunun da fiyatı 20 tl civarındaydı.
Pazartesi, Mart 29, 2010
Yarın Tatilsek
Sabahtan yüzmeye gidip, ardından hamam girip-hala çok garip geliyor:), Nesli'ye kahvaltıya gidip, ordan da okula gidebiliriz değil mi?
İşte benim tatil günlerim bile böyle dolu. Boşluk bulabildiğim yarımşar günlere bile bir şeyler sıkıştırıyorum..
6'sında Memo Türkiye'de, ama ardından yine gidecek. Olsun, gelecek ya!
Şimdi bu yazdığımı Melihciğim kıskanabilir, sitem edebilir. Keşke sen de şöyle aralarda gelebilsen...
İşte benim tatil günlerim bile böyle dolu. Boşluk bulabildiğim yarımşar günlere bile bir şeyler sıkıştırıyorum..
6'sında Memo Türkiye'de, ama ardından yine gidecek. Olsun, gelecek ya!
Şimdi bu yazdığımı Melihciğim kıskanabilir, sitem edebilir. Keşke sen de şöyle aralarda gelebilsen...
Cuma, Mart 26, 2010
Okulumuza Tuvalet
Ana Sayfa - Okulumuza Tuvalet
Lütfen ihtiyaç listesine göz atıp, mümkün olan her yere ulaştıralım ve elimizden geleni yapalım..
Lütfen ihtiyaç listesine göz atıp, mümkün olan her yere ulaştıralım ve elimizden geleni yapalım..
Ankara 4. Kitap Fuarı
Türk Kütüphaneciler Derneği ve Eylül Fuarcılık tarafından düzenlenen 4. kitap fuarı 28 Mart'a kadar Ankara Atatürk Kültür Merkezi'nde.
Sonunda Buluşabildik!
Bugün ise başka bir buluşma planı gerçekleşti. Gamze'yle ne zamandır buluşamayı düşünüp, bir türlü ayarlayamamıştık. Benim işlerim, onun kursu, benim diş çekimim falan derken neyse ki bugün öğlen görüşebildik. İlerleyen dakikalarda Eda da iş görüşmesinden çıkıp geldi yanımıza. Bilim ve Sanat'ta uzunca oturduktan sonra Kurtuba'da damla sakızlı kahve içmek üzere gittik fakat gidince fikrimizi değiştirip Mocha içmeye karar verdik.
Liseden tüm hocaların kulaklarını çınlattık nerdeyse:) Herkes kimlerle görüşü/karşılaştıysa son havadisleri verdi:) Farkettik de sınıfımızdaki herkes nerdeyse güzel yerleri okudu, darısı işlerin başına...
Çarşamba, Mart 24, 2010
Yeni Fon
Bir baktım, arka planım uçmuş gitmiş, geriye beyaz bir sayfa bırakmış. Ben de sitelere bakarken bunu buldum. En sevdiğim renk ve en sevdiğim tonu! Bir müddet sayfamız bu renklerle hizmetinizde efendim...
Bu arada sağ tarafta görüldüğü üzre Katre-i Matem'i okuyorum. İskender Pala'yla tanışmam bu kitapla oldu. Daha önce hiçbir kitabını okumamıştım. Şimdilik çok iyi gidiyor, bitirdiğimde görüşlerimi tekrar paylaşırım.
Dün Nesli spora gelemediği için ilk kez kendim gittim. Tek başına yüzmek pek de zevkli değilmiş. Deniz için farklı olabilir ama havuz için en azından öyle. Nesli bir an önce iyileşsin ve bana katılsın diyorum!
Haftaya da doğum günü var, bugün birşeyler baktım ama hala karar veremedim. Malum, spor sonrası hamam sefamız olduğu için bugün Yves Rocher'dan vücut peelingi, yüz peelingi, kokulu duş jelleri ve losyonu tarzı şeyler düşünüyorum, ve o blogumu pek takip etmediği için buraya rahatlıkla yazıyorum:)
Şimdi biraz battaniye, biraz Canım Ailem, ardından Katre-i Matem ve uyku...
Bu arada sağ tarafta görüldüğü üzre Katre-i Matem'i okuyorum. İskender Pala'yla tanışmam bu kitapla oldu. Daha önce hiçbir kitabını okumamıştım. Şimdilik çok iyi gidiyor, bitirdiğimde görüşlerimi tekrar paylaşırım.
Dün Nesli spora gelemediği için ilk kez kendim gittim. Tek başına yüzmek pek de zevkli değilmiş. Deniz için farklı olabilir ama havuz için en azından öyle. Nesli bir an önce iyileşsin ve bana katılsın diyorum!
Haftaya da doğum günü var, bugün birşeyler baktım ama hala karar veremedim. Malum, spor sonrası hamam sefamız olduğu için bugün Yves Rocher'dan vücut peelingi, yüz peelingi, kokulu duş jelleri ve losyonu tarzı şeyler düşünüyorum, ve o blogumu pek takip etmediği için buraya rahatlıkla yazıyorum:)
Şimdi biraz battaniye, biraz Canım Ailem, ardından Katre-i Matem ve uyku...
Pazar, Mart 21, 2010
Yiğit Seni Seviyorum Ya...
Şu "Bizi yukardan izlediğine eminim" ya da " Şu an aramızda olduğuna inanıyorum" gibisinden beylik laflara hep snir olmuşumdur. Yiğidim de duygularıma çok güzel tercüman olmuş:)
Cumartesi, Mart 20, 2010
Ekşi Sözlük Arsen Halaya Saydırmış:)
"iki yeğenine hiç toz kondurma. aferin. gelip kafana sıçsalar anlamayacan demek ki kardeşi kılıklı. bi anlayın bi dinleyin arkadaşım ya. "bu karıya çoluk çocuğumuzu emanet ettik bi bildiği" vardır deyin ya... adnan'ın buruşuk takımlarına değer mi o kadar entrika bi sen düşün bakalım menapoz teyze."
143. sayfa,3558. entry http://sozluk.sourtimes.org/
143. sayfa,3558. entry http://sozluk.sourtimes.org/
Cuma, Mart 19, 2010
Facebook'tan İtiraf
Annemin arkadaşının oğlu bir gün iş yerindeyken Facebook hesabını açık bırakıp masadan ayrılıyor ve bir arkadaşı da gelip onun iletisine "Artık itiraf ediyorum ben gayim yazıyor." Annesi evden internete girdiğinde şok oluyor, kadının tansiyonu çıkıyor resmen. Şehir dışından akrabalar arıyor anneyi, neler oluyor, bu nasıl bir rezillik diyorlar. Herkeste bir telaş bir panik... Anne arıyor oğlunu "Ç. oğlum o ileti ne öyle" diye.
Bir arkadaşın kötü bir şakası... Eşek şakası ama resmen! Ve aksi gibi bu kişi tam da boşanma arifesinde, gel de anlat şimdi millete aslında oğlumun arkadaşı ona bir şaka yapmış da falan filan...
Kadın ve aileden sorumlu devlet bakanımız bu olayı duysa "Üzülmeyin, bu bir hastalık, tedavisi de var. Hatta yakında aşısını da yapacağız memeleket birbirine girecek" diye teselli ederdi herhalde...
Bir arkadaşın kötü bir şakası... Eşek şakası ama resmen! Ve aksi gibi bu kişi tam da boşanma arifesinde, gel de anlat şimdi millete aslında oğlumun arkadaşı ona bir şaka yapmış da falan filan...
Kadın ve aileden sorumlu devlet bakanımız bu olayı duysa "Üzülmeyin, bu bir hastalık, tedavisi de var. Hatta yakında aşısını da yapacağız memeleket birbirine girecek" diye teselli ederdi herhalde...
Perşembe, Mart 18, 2010
Nerde Bahar?
Dün, televizyonda "Yarın Ankara'da bahar havası var." diye alt yazı geçen vatandaş bugün hiç dışarı çıktı mı acaba merak ediyorum. Dışarda resmen ayaz var be, ne baharı?? Hava günlük güneşlik ama sıcaklık 10 derece bile değil nedense. Oran tarafında kar bile yağıyormuş yani. Ben bir an önce bahar gelsin, sonra yaz, sonra hep yaz yaz yaz gelsin istiyorum!
Eğer havalar ısınmayıp da üstüne bir de kar yağar, bu dallar çiçeksiz, biz de meyvesiz kalırsak çok ama çok üzülürüm:(
Eğer havalar ısınmayıp da üstüne bir de kar yağar, bu dallar çiçeksiz, biz de meyvesiz kalırsak çok ama çok üzülürüm:(
Çarşamba, Mart 17, 2010
Diş Çekimi Episode-2
Zaten 2 ay önce burada herşeyi anlatmıştım. Aynı şeyler yeniden gerçekleşti. Yalnızca, bu sefer başıma gelecekleri biliyor olmanın paniği vardı. Sürekli, yine çok şişecek mi?, yine ağzımı açamayacak mıyım?, ateşim çıkacak mı gibi sorular sorarak hayır yanıtı almayı bekledim. Hepsine de evet yanıtı aldım ne yazık ki. Bu sefer gitmeden antibiyotiğimi alıp gittim ama yine de pek bir şey değişmedi. Sol yanımda hormonlu bir domates yetiştiriyormuşçasına tombik yanaklıyım yeniden.
Bugün iş yerinde bir odada oturmuş tarama sınavı hazrılayıp, bir yandan da Zeki Müren dinleyip eşlik ediyordum ki nasıl kendimden geçtiysem müdür odaya gelip, hafif gülümseyerek "Hocam biraz daha sessiz olabilir miyiz?" dedi. O an adamın yüzündeki ifadeyi görmeliydiniz. Sol yanağı kocaman olmuş biri, bir yandan kendinden geçerek şarkılar söylüyor, bir yandan da bilgisayar başında oturmuş sürekli birşeyler yazıyor... O an bir veli gelip halimi görse çocuğunun kaydını aldırırdı herhalde burayı manyaklar basmış diyerek.
Ben yine gayet keyifli, ama yine de sesimi kısarak Zeki'ciğime eşlik etmeye devam ettim tabi:)
Bugün iş yerinde bir odada oturmuş tarama sınavı hazrılayıp, bir yandan da Zeki Müren dinleyip eşlik ediyordum ki nasıl kendimden geçtiysem müdür odaya gelip, hafif gülümseyerek "Hocam biraz daha sessiz olabilir miyiz?" dedi. O an adamın yüzündeki ifadeyi görmeliydiniz. Sol yanağı kocaman olmuş biri, bir yandan kendinden geçerek şarkılar söylüyor, bir yandan da bilgisayar başında oturmuş sürekli birşeyler yazıyor... O an bir veli gelip halimi görse çocuğunun kaydını aldırırdı herhalde burayı manyaklar basmış diyerek.
Ben yine gayet keyifli, ama yine de sesimi kısarak Zeki'ciğime eşlik etmeye devam ettim tabi:)
Salı, Mart 16, 2010
Ailemizin Cancan'ı
Kuzenimin oğlu Ömer'i, Canım Ailem dizisindeki Cancan'a çok benzetiyoruz. Her hafta izlerken gözümüzde Ömer canlanıyor sanki... Tıpkı onun gibi kıvırcık saçlı, şirin suratlı ve laf ebesi:) Fotoğrafta Ömer, teyzensinin kedisi Garfield'ı biraz korkarak da olsa sevmeye çalışıyor. Oldukça yaşlı olan Garfield'da buna ses çıkartmıyor çünkü artık neredeyse yürümeye bile mecali yok. Ne yazık ki biz Ankara'ya döndükten birkaç gün sonra Garfield aramızdan ayrıldı:( Ömer'i ve Garfield'ın bu halini çok beğenip fotoğraflamak isterken meğer Garfield'ın son fotoğrafını çekmişim..
Pazar, Mart 14, 2010
Sırf Çalışma İsteği Gelsin Diye..
Gittim renkli kağıtlar, post-itler, kalemler aldım. Güzelce okumalarımı yapıp not alacağım... Rengarenk kağıtlara, rengarenk kalemlerle yazıldıkları için her okuduğumda içim açılacak (?)
Umuyorum...
Yarın soldaki 20'lik dişim çekilecek. Kendime bol şans dileyip, Stuart Ewen'la başbaşa kalmak istiyorum.
Umuyorum...
Yarın soldaki 20'lik dişim çekilecek. Kendime bol şans dileyip, Stuart Ewen'la başbaşa kalmak istiyorum.
Cumartesi, Mart 13, 2010
Kızlar Buluşması
Dün işten erken geldim. Öğleden sonra uğramam gereken birkaç yere de uğradıktan sonra eve döndüm. Tam kendimi dinlenmeye ve ardından da ders çalışama odaklamışken Sezin aradı, akşam yemek yiyelim diye. Birden tüm yorgunluğumu ve dersleri unutup ok dedim:)
Önce Kıtır'da buluşup ordan da Cafemiz'e geçtik. Özlemişiz birbirimizi, bolca sohbet edip kulak çınlattık:) Bir gün benim üye olduğum spor salonu-yüzme havuzu-hamam üçlemesinde biraraya gelmek üzere konuştuk ama herkes farklı günlerde ve saatlerde uygun olduğu için o plan yatacak gibi. Aslında bir gün Eymir Gölü'ne pikniğe ve Beypazarı'na gitmek de planlarımız arasında ama bakalım...
Waffle tabağımın dört kişnin saldırısına uğradıktan sonraki hali...
Cuma, Mart 12, 2010
Muz Sesleri ve Çuhalar
Bir insana barış öldürü aldıran savaşı ve etkilerini bu kadar güzel anlatabilmek herhalde. Kitabı okurken sürekli postmodernizmi düşündüm. İsteyerek düşünmedim. Her cümle, her paragraf düşündürttü bana. Edebiyat okumak böle bişey işte. Okuduğun şeyin içine edilio resmen. Derste okudğun herşey-roman/hikayey/şiir, derste yapılan tartışmalar-okurken aklına geliyo. Bir de acaba filmi çekilse nasıl olur bu roman diye hayal ettim. Sanırım kötü olur. Bu roman aynen böyle benim zihnimde canlandığı gibi kalsın bence.
Bu çuhalar her yıl bahçemizde kendi kendine açar ve baharın geldiğini müjdeler bize...
Perşembe, Mart 11, 2010
APA'yı anlamak..
Yıllarca MLA'i anlamaya çalıştıktan sonra, şimdi de Apa ile başbaşayım... Kendime bol sabır ve başarı diliyorum..
Salı, Mart 09, 2010
Pazartesi, Mart 08, 2010
Cumartesi, Mart 06, 2010
Aklirik Boyalar* ve Çocuklar
Bugün altıncı sınıflarda yeni bir konuyu anlattı. Tahtadakileri yazmalarını beklerken sıraların arkasından çocukları gözlemliyordum, bir öğrencim; "Hocam hayatımda gördüğüm en iyi ikinci İngilizce öğretmenisiniz" dedi. Belki hayatında zaten yalnızca iki tane ingilizce öğremeni oldu:) ya da on tane oldu ama içlerinden ikinci beni seçti... İnanıyorum ki o çocuk eğer gerçekten öyle düşünseydi "Hayatımda gördüğüm en berbat İngilizce öğretmenisiniz" de derdi. İşte çocukların en çok da bu doğal hallerini seviyorum. Daima en "büyüklerden", "tepedekilerden", "akıllılardan"veya "mükemmelerden" daha doğal ve samimi oluşlarını...
*Boyalar ablama ait. Evine götürmek için hepsi toparlanırken, benim gibi tüm renklere aşık birine yakalandılar.
Cuma, Mart 05, 2010
Muz Sesleri
İrem'den duydum önce, herkes bu kitaptan bahsediyormuş, çok güzelmiş alıp okuyalım dedi. Ardından bir gün mutfakta bir şeyler hazırlarken ablam, Muz Sesleri diye bir kitap çıkmış, yazarı şu an NTV'de kitabı tanıtıyor, güzel bir şeye benziyor dedi.
Ben de ne zamandır Dost Kitabevi'nden taksit kartı çıkartmak istiyordum fakat kefilmiş mefilmiş, sicil numarasıymış, bilmem kimin imzasıymış derken e cehennemin dibiymiş diyip vazgeçmiştim. Sonra nedense birden gaza geldim, tombalak babamı kefil yaptım, bugün de kartıma kavuştum! Kartı alınca bir de alışveriş yapmalı diyerek Muz Sesleri'ni aldım. Ankarayda okumaya başladım, şimdilik güzel gidiyor. Beğenirsem tavsie ederim..
Ben de ne zamandır Dost Kitabevi'nden taksit kartı çıkartmak istiyordum fakat kefilmiş mefilmiş, sicil numarasıymış, bilmem kimin imzasıymış derken e cehennemin dibiymiş diyip vazgeçmiştim. Sonra nedense birden gaza geldim, tombalak babamı kefil yaptım, bugün de kartıma kavuştum! Kartı alınca bir de alışveriş yapmalı diyerek Muz Sesleri'ni aldım. Ankarayda okumaya başladım, şimdilik güzel gidiyor. Beğenirsem tavsie ederim..
Perşembe, Mart 04, 2010
Kuyu ve Sarkaç
"Hayatında hiç bayılmamış bir insan, yanan korlarda tuhaf saraylar ve tanıdık yüzler gören kişi değildir, çoğu insanın görmediği melankolik hayallerin havada uçuştuğunu gören kişi değildir, bilinmeyen bir çiçeğin kokusu üzerine derin düşüncelere dalan kişi değildir, aklı daha önce hiç dikkatini çekmemiş olan bir ezginin anlamıyla karışmış kişi değildir." Edgar Allan Poe
Çarşamba, Mart 03, 2010
Şu Sıralar Ben ve Yeşil Atlas
Bu sıra o kadar yoğunum ki, bedenim ve ruhum tüm Ankara'da dolaşıyor resmen! Kafamda yapılacaklar listesi uzadıkça uzuyor. Zamanım oldukça kısıtlı, tüm bunları yapmam için resmen işten ayrılmam gerek gibi hissediyorum. Bunun için istifamı verip, şu işleri halledip sonra bi güzel evde otursam mı acaba:)
Her gün ertesi gün için yeni planlar yapıyorum, ardından mail kutuma bir bakıyorum hooop sil baştan yeniden bir organizasyon yap! Bir insan kaç parçaya bölünür, kaç yere uğrar, kaç kişiyle görüşür, kaç evrak hazırlar bilemiyorum ama bu hızla rekor kırıcam sanırım...
Bu arada da, aylardır görüşmediğim arkadaşlarım bir bir arayıp "Eee ne zaman görüşüyoruz yaa?" demeye başlamasın mı:) Günde 1-2 saat de onlara ayırıp, "Bak ben şu saatte ordayım, o arada sen de gel tamam mı?" diyorum.
Ayh! Derin derin nefes alıyorum, bir an önce Nisan ,hatta Mayıs, hatta ve hatta HAZİRAN olsun diyorum.
Bu arada şunu belirteyim, Atlas dergisi online bir dergi çıkarttı/mış. Adı Yeşil Atlas. Kendisini geçen ay keşfetmeme rağmen hakkında yazmaya bir türlü vakit bulamadım...Sloganı Yeşiliz, öyleyse Varız! olan, kağıt israfını önlemek ve yeşil alanları korumak amacıyla çıkartılmış bir dergi bu.
Ben genelde kitapları/dergileri elime alıp, sayfasını kendi ellerimin arasında çevirip, o matbaa kokusunu duyarak okumayı severim ama Yeşil Atlas 'ı okumak da gayet keyifli. Atlas'ı hep keyifle okurum fakat her okuduğumda da içim burkulur, insan olarak kendimden utanırım, nasıl da bizden öncekilerin emeğini mahveden, bizden sonrakileri de düşünmeyen bencil yaratıklarız diye...
Her gün ertesi gün için yeni planlar yapıyorum, ardından mail kutuma bir bakıyorum hooop sil baştan yeniden bir organizasyon yap! Bir insan kaç parçaya bölünür, kaç yere uğrar, kaç kişiyle görüşür, kaç evrak hazırlar bilemiyorum ama bu hızla rekor kırıcam sanırım...
Bu arada da, aylardır görüşmediğim arkadaşlarım bir bir arayıp "Eee ne zaman görüşüyoruz yaa?" demeye başlamasın mı:) Günde 1-2 saat de onlara ayırıp, "Bak ben şu saatte ordayım, o arada sen de gel tamam mı?" diyorum.
Ayh! Derin derin nefes alıyorum, bir an önce Nisan ,hatta Mayıs, hatta ve hatta HAZİRAN olsun diyorum.
Bu arada şunu belirteyim, Atlas dergisi online bir dergi çıkarttı/mış. Adı Yeşil Atlas. Kendisini geçen ay keşfetmeme rağmen hakkında yazmaya bir türlü vakit bulamadım...Sloganı Yeşiliz, öyleyse Varız! olan, kağıt israfını önlemek ve yeşil alanları korumak amacıyla çıkartılmış bir dergi bu.
Ben genelde kitapları/dergileri elime alıp, sayfasını kendi ellerimin arasında çevirip, o matbaa kokusunu duyarak okumayı severim ama Yeşil Atlas 'ı okumak da gayet keyifli. Atlas'ı hep keyifle okurum fakat her okuduğumda da içim burkulur, insan olarak kendimden utanırım, nasıl da bizden öncekilerin emeğini mahveden, bizden sonrakileri de düşünmeyen bencil yaratıklarız diye...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




