Perşembe, Ocak 28, 2010

Ayvalı Kereviz


Eskiden kerevizden nefret ederdim fakat şu son iki yıldır deli gibi kereviz yiyorum. Neredeyse her hafta 2-3 kereviz tüketiyoruzdur ailece. Arada çiğden rendeleyip sarımsaklı süzme yoğurt ve cevizle yiyoruz, arada da aşağıda tarifini verdiğim gibi pişirerek.
Malzemeler:
2 minik kereviz
1 ayva
2-3 diş sarımsak
1 portakal
2 havuç
1 limon
tuz
zeytinyağı

Yapılışı: Havuçlar, kereviz ve ayvaya nazaran daha geç piştiği için ilk olarak havuçlarımızı dilimleyip zeytinyağıyla bir güzel kavuruyoruz. Ardından minik minik doğradığımız sarımsakları içine atıyoruz. Bu ikisi güzelce kavrulduktan sonra küp küp doğradığımız ayvaları tencereye atıyoruz. Ayvalarda hafif kızardıktan sonra aynı şekilde doğradığımız kerevizleri atıp tüm malzemeyi kavuruyoruz. Tuzu ekledikten sonra sıktığımız portakal ve limonu da bu karışımın üstüne döküyoruz. Eğer bu iki meyveden elde ettiğiniz su az gelirse bir miktar su da ekleyebilirsiniz. Portakal ve limonun suyuyla piştiğinde daha lezzetli olduğundan içine bir portakal suyu daha ekleyebilirsiniz.



Afiyet Olsun!








Son Günler

Bilimsel hazırlığın ilk dönemini süper bir şekilde tamamlamış bulunmaktayım. Bir AA cepte! Darısı gelecek döneme...

Pazar sabahı İstanbul yolcusuyum. Kuzenlerim beni bekliyor, nerelere gidilcek, nereler gezilcek şimdiden ayarladık bile. Hava koşulları da izin verirse süper bir tatil olacak.

Battaniye örmeye başladım. Örneğin adı Hanım dilendi bey beğendi. Feministleri sinirlendirecek bir ad ama çok eğlenceli ve şık duruyor.Çift kişilik olarak planlamıştım ama başladıktan sonra teke indirdim. Bir müddet sonra bebek battaniyesi ilan edebilirim kendisini:) 5 yıla bitirmeyi planlıyorum:)

Berk, neden battaniye örüyosun ki atkı falan ör, daha işlevsel ve kolay dedi. Fakat ben şişle örgü örmeyi bilmiyorum. Tek bildiğim tığ ile zincir çekmek ve bu zincir üzerinden birşeyler yapmak. Bu yüzden bittiğinde süper olacağına inandığım battaniyeyi seçtim.

Sevgiye Aç Kedimiz


Her sabah kapdan çıkmayı işkence haline getiren, bacaklarımıza sürtünüp okşanmaktan büyük zevk alan ve hepimizi gideceğimiz belli bir mesafeye kadar uğurlayan kediciğimiz..
Posted by Picasa

Pazartesi, Ocak 25, 2010

Cem Yılmaz Çayı:)

Rüyamda Cem Yılmaz çayları diye birşey gördüm. Hani şu bidiğimiz poşet çaylar olur ya, onların her biri birer Cem Yılmaz gösterisinin bir bölümüymüş. Mesela bu çaydan bir poşet içen o bölümü izlemiş gibi oluyormuş.

Ben de rüyada şu soruyu soruyordum: Peki poşet olmayan çaylarda ne olacak? Tüm bölümler biribrine mi girecek o zaman?

Neye delalet acaba:))

Cumartesi, Ocak 23, 2010

Yves Rocher

Benim öyle kapatıcıya ya da fondotene çok ihtiyaç duyan bir cildim yok. Fakat yine de ara sıra kullanmak için, tüm yüzümü aynı renk yapacak, allık sürdüğümde hoş duracak hafif bir fondoten istiyordum. Bu fondoteni kullanana kadar her gün yüzüne fondoten süren insanlara şaşardım. Nasıl rahat ediyorlar yüzlerinde maske gibi bir yığın makyajla diye. Ben yine her gün kullanmıyorum ama kullanmak isteyenler rahatlıkla kullanabilirler, çünkü asla rahatsız etmiyor. Zaten Yves Rocher ürünleri %100 bitkisel olduğu için alerji yapma veya cilde zarar verme olasılığı çok az.

Yine yeni tanıştığım bir Yves Rocher ürünü. Karma ve kuru cilt tipine uygun, günlük temizleme için gayet iyi bir yüz temizleme jeli. Papatya özlü olduğundan kötü kokacağını düşünmüştüm ama aksine süper kokuyor. Benim gibi koku hastası biri için çok önemli bu:)
Bu iki üründen de çok memnunum ve sanırım Yves Rocher'ın diğer ürünleri için gayet iyi iki referansım var.

Cuma, Ocak 22, 2010

Yummy


-Ankara'da sonunda kar yağdı- ama tutmadı o ayrı.


-Günler hızlı ve eğlenceli geçiyor. Herşey yolunda şimdilik, bir de tatile girsem keyfime diyecek yok!


-Minik kedi bizi iyice sahiplendi. Her sabah ve her akşam ayaklarımıza dolanıyo. Biz de hadi bakalım sen kenara diyip, mamasını verip onu yalnızlığa terkediyoruz. Gerçi annem mahallenin tüm kedileriyle sıkı fıkı olduğunu söylüyor ama bilemicem artık:)


-Çok pis kitap okuyasım var ama ne okusam karar veremedim.


-Atlas Ocak ayı muhakkak alınmalı, okunmalı diyorum.


-Yarın beni yoğun ve yorucu bir gün bekliyor. İyi geceler diyorum...

Salı, Ocak 19, 2010

Hızlandırılmış Cinnet!


Sömestr tatilinin bir haftasında hızlandırılmış ders yapacakmışız! Normalde haftada 2 saat olan İngilizce dersi bu haftada 4 saate çıkartılmış. Bu 4 saati kim koyduysa, ona da ... diyorum.
"Çocuğumuz eve gelip asabi bi şekilde çantasını fırlatıyor. ne yapmamız lazım?" diyen insanımsılardan ve bunların çocuklarından cidden nefret ediyorum. Ağzının ortasına patlatın bitane dediğimde de bana garip garip bakıyorlar sanki çocuğu öldüresiye dövün demişim gibi... Benim bildiğim dayak cenneten çıktı, tabi ki çocuğu her dakka dvüp arsız etmeyeceksin ama arada kaşımak her zaman iyidir..
Bazen keşke veteriner olsaydım diye düşündüren buna benzer olaylar saymakla bitmez. Verilen ödevleri yapmadığı için soru çözme cezası verilen çocuğu ödevleri yetiştiremeyince dersaneyi arayıp "Lütfen kızmayın" diye bizleri tembihleyen çin malı annelerden gına geldi artık.
Aylık görüşmelerde "çocuğunuz hiç düzenli çalışmıyor" dediğimde beni çıldırtırcasına "Ay çok çalışıyo ben çocuğumu bilemez miyim" nidalarıyla insanı çıldırtıp, "Tamam Allah'ın belası çok çalışıyo!" diyip telefonu suratına kapatmak istediğim varlıklardan
"Arabayı sattım çocuk depreyona girdi, üstüne para verip gittim yeni araba aldım" diye övünen babalardan herçekten nefret ediyorum.
Şu son haftanın sağ salim bitmesini ve ardından tatile gitmeyi istiyorum! Bekle İstanbul, geliyorum!

Pazartesi, Ocak 18, 2010

Muzlu Kek


Bugün öğleden sonra evdeydim. Güzelce odamı temizledim-finallerden sonra yüzüne bakılmaz haldeydi. Annemle kısa bir alışverişin ardından gelip güzel güzel yemekler yaptık. Sonra ne zamandır aklımda olan, yapmak istediğim muzlu keki yaptım. Yiyenlerden methini çok duymuştum, gerçekten de dedikleri kadar varmış. Çok hafif ve süper kokan bir kek. Pişerken tüm ev muz kokuyor:)

Fransa'da canı çeken Melih için tarif:) :
-3 büyük muz
-yarım su bardağı sıvı yağ
-3/4 toz şeker
-2 yumurta
-yarım su bardağı ceviz
-kabartma tozu
-vanilya
-2 su bardağı un
(tarifte kuru üzüm de vardı ama ben sevmediğim için koymadım)

Afiyet Olsun
Posted by Picasa

Cuma, Ocak 15, 2010

Soul Kitchen


Eğlenmek, gülmek, hatta sinema salonunu inletmek isteyenler (bkz: ben!) gitsin izlesin kardeşim! Soul Kitchen bir Fatih Akın filmi fakat diğer filmlerine nazaran daha eğlenceli, daha doğrusu sanki gülelim diye yapılmış bir film. Ben izlerken gerçekten çok eğlendim.
Birol Ünel harika bir oyunculuk sergilemiş yine. Müzikler aynı şekilde süperdi! Herkesin ellerine sağlık.


Filmi "Aşka Ruhunu Kat" diye çevirenleri de Allah'a havale ediyorum...

"Sweet November"ın "Kasım'da Aşk Başkadır" şeklinde çevrilmesinden bile daha beter bence!

Salı, Ocak 12, 2010

Ders Çalışmam Gerek Ya..

o yüzden saçma sapan işlerle uğraşmalıyım. Tam da final zamanı aklıma garip fikirler gelmeli, cilt bakımı yapmak istemeliyim, kendime çanta dikmek istemeliyim...

Tüm gün masa başında oturup belim ağrıyana kadar çalışınca sırf ders çalışmaktan kaçmak için binbir çeşit şey gelebilir aklıma.. Neyse ki Nesli akşamüstü geldi de birlikte daha konsantre olarak çalışabilidik. Onun da bankacılık okulu sınavları var, farklı şeylere çalışsak da birini yanımda çalışırken görünce daha iyi çalışabiliyorum ve bunun için yarın merkez kütüphaneye gidiyorum. Ordan çıkıp işe gidicem ve akşam evde yine ders çalışacağım.


Bu arada Facebook'ta neden donunun veya sütyeninin rengini yazma oyunu başlatıldı, hadi başlatıldı neden insanlar bu kadar teşhir meraklısı oldu bunu anlamıyorum. Tıpkı birçok şeyi anlamadığım gibi... Fakat sanırım anlamadıkça kendimi daha iyi hissedecek, bu içi doldurulmuş beyinlere sahip olan ve gerizekalılaştırılmış bireylerin içinde kendimi daha nitelikli hissedeceğim.


Pazartesi, Ocak 11, 2010

Şu haftayı bir sağ salim atlatırsam... Sonra da gelsin İstanbul günleri...

Cuma, Ocak 01, 2010

Çılgın Yılbaşı


Dün 9 gibi çıktık evden bindik taksimize, gideceğimiz yere varmadan zaten kahkahalar havada uçuşuyordu. 10 gibi başlayan parti yaklaşık 4'e kadar sürdü ve biz bu 4 saatin 2 saatini rahat gülerek geçirmişiszidr. Ekip süper eğlenceli olunca insan nerede olursa olsun eğlenebiliyor. Maksat kafa adamları böyle günlerde biraraya toplayabilmek. Dj ile arada pazarlığa oturma ihtiyacı hissetsek de genelde müzik de iyiydi diyebiliriz. Hediye çekilişinde hiçbizimze hediye çıkmadı. Halbuki ben şanslıyımdır böyle konularda...

Gecenin ilginçlikleri:
1) Taksiye bindiğimizde ablam face de izlediği bir videodan bahsetmeye başladı. Bir baktık şoför amca tam bir face müptelası! Hayır o öyle olmadı şöyle oldu diye ablamı düzeltmeye başladı:) Tamam sen bırak amca anlatsın dedik bir ara:))) Amca da güldü. Sonunda kendisini face'e eklemeye karar verdik:)
2) Ben güzel güzel dans ederken bir anda uzak masalardan bir kadın hışımla gelip masadaki yılbaşı şapkasını alıp başıma takıp aynı hışımla da gitti. Ne olduğunu hiçbirimiz anlayamadık ama kadın gittikten sonra koptuk resmen. Gece boyu elimize geçen şapkayı birbirimizin kafasına takıp kaçtık:)