
Sömestr tatilinin bir haftasında hızlandırılmış ders yapacakmışız! Normalde haftada 2 saat olan İngilizce dersi bu haftada 4 saate çıkartılmış. Bu 4 saati kim koyduysa, ona da ... diyorum.
"Çocuğumuz eve gelip asabi bi şekilde çantasını fırlatıyor. ne yapmamız lazım?" diyen insanımsılardan ve bunların çocuklarından cidden nefret ediyorum. Ağzının ortasına patlatın bitane dediğimde de bana garip garip bakıyorlar sanki çocuğu öldüresiye dövün demişim gibi... Benim bildiğim dayak cenneten çıktı, tabi ki çocuğu her dakka dvüp arsız etmeyeceksin ama arada kaşımak her zaman iyidir..
Bazen keşke veteriner olsaydım diye düşündüren buna benzer olaylar saymakla bitmez. Verilen ödevleri yapmadığı için soru çözme cezası verilen çocuğu ödevleri yetiştiremeyince dersaneyi arayıp "Lütfen kızmayın" diye bizleri tembihleyen çin malı annelerden gına geldi artık.
Aylık görüşmelerde "çocuğunuz hiç düzenli çalışmıyor" dediğimde beni çıldırtırcasına "Ay çok çalışıyo ben çocuğumu bilemez miyim" nidalarıyla insanı çıldırtıp, "Tamam Allah'ın belası çok çalışıyo!" diyip telefonu suratına kapatmak istediğim varlıklardan
"Arabayı sattım çocuk depreyona girdi, üstüne para verip gittim yeni araba aldım" diye övünen babalardan herçekten nefret ediyorum.
Şu son haftanın sağ salim bitmesini ve ardından tatile gitmeyi istiyorum! Bekle İstanbul, geliyorum!