Cumartesi, Kasım 28, 2009

Ankara'da Bir Kış Günü


Eda ve Yunus'un doğum günleri aslında yarın. (Aynı günde doğan nadir çiftlerden kendileri:) Fakat yarın ve öbür gün benim programlarım olduğu için doğum günlerini bugün kutlama kararı aldık.

Memet ve ben sabahtan gibip Eda'ya hediye baktık AnkaMall'den, çok dolaşmadan hemen seçebildik güzel bir kaşgol ve atkı. Ardından atladık Memet'in arabasına gittik Eda ve Yunus'u almaya. Onları da aldıktan sonra Göksü'ya gidip güzel bir cafede oturduk. Bol bol muhabbet ettikten sonra orda sıkıldık ve gölün diğer ucundaki başka bir cafeye gittik. Aslında amaç waffle yemekti fakat maalesef hiçbir yerde wafflecı bulamadık:( Şansımıza küsüp bir demlik çayla yetinelim bari dedik. Orda da biraz oturduktan sonra kısa bi süre Eda'lara uğrayıp evlere dağıldık. Yani öyle parti tadında bir kutlama olmadı bizim ki. Maksat birlikte olup eğlenmekti, maksadımıza ulaştık:)

Göksü park aslında çok güzel bir yer fakat bu ayda gidilmemesi gerek. Baharda ve yazın eminim çok güzel olur. Yazın bir daha gidicez İnşallah.
Ben yarın Çubuk'a, Pazartesi günü de Beypazarı'na gidiyorum. 4 günlük tatilde k.. mı kırıp oturamadım yine yani:) Her güne bir gezi programı sığdırdım.

Bu arada, eve geldiğimde annem kelle paça yapmıştı... Şu kurban bayramlarının en sevdiğim yanı bu zaten. Ağzımızın tadıyla mis gibi paça ve işkembe içebiliyoruz şöyle temiz midir değil midir diye tedirgin olmadan. Ohhh mis gibiydi:)
Posted by Picasa

Cuma, Kasım 27, 2009

Güzel Gece


Uzun zamandır bir türlü ortak zaman ayarlayamayıp gerçekleştiremedğimiz buluşmayı gerçekleştirdik. Birbirimizi çok özlemişiz bunu farkettik. Ve neden hasret gidermek için bu kadar bekledik bilemedik. Bundan sonra şu gün şu saatte toplanıyoruz, gelen gelir, gelmeyen de kendi bilir diyip buluşucaz valla.


Gülmekten yerlere yattığımız bir geceydi. Bi zaman sonra kriz gelince abuk subuk herşeye güler olduk. Yan tarafımızda gayet sessiz sedasız iş yemeği edasında doğum günü kutlayanların yerine bile eğlendik! Gecenin bombası tabi ki Deniz'den geldi. Birden hepimizi susturup "Kızlar bişey açıklayacağım, bi susun" dedi. O kadar ciddi söyledi ki aman dedik nolyuo acaba. Herkes kulak kesildi bunu dinliyo "Ben prostat oldum" dedi. O dakikadan sonra zaten hepimiz iptal....


Salı, Kasım 24, 2009

Öğretmenler Günü

Bende numarası olan tüm öğretmenlerimin öğretmenler gününü kutladım. Hepsi o kadar memnun oldu ki.. Neler yapıyorum, ediyorum, nerdeyim merakla sordular, çok mutlu oldular. İngilizce öğretmenlerime meslektaş olduğumuzu söylediğimde daha da bi sevindiler:)

Hatırlanmak güzel şey. Hatırlatacak kadar iz bırakmak daha da güzel.. İnşallah benim şimdi okuttuğum öğrencilerim de ilerde beni ararlar.

Geçenlerde dördüncü sınıftaki öğrencilere ilerde ne olmak istediklerini sordum, hepsi birşeyler söyledi. "Ben şimdi merak ederim, büyüyünce beni arayın, ne olduğunuzu söyleyin, tamam mı?" dedim. "Tamam öğretmenim ama sizi nerden bulcaz, numaranızı verin" dediler. Verdik artık napalım:) Belki yıllar geçer, benim numaram değişmez, içlerinden biri arar ve hangi mesleği seçtiğini söyler:)

Pazartesi, Kasım 23, 2009

Bu Hafta

Bugün ders çıkışı gittik hamama. Aman Yarabbi o nasıl bir sıcak. Tamam sıcağı severiz de cehennem gibi olanını değil! Ama kış gününde gerçekten çok iyi geldi. Çıkıp Uludağ gazozumuzu da içtik bir güzel:) Eve gelip hemen uyudum. Deliler gibi yoruyo hamam beni. Çıkar çıkmaz baygınlar gibi uyumak istiyorum..

Yarın sabahtan okul öğlen iş. Çarşamba da lisanstan arkadaşlar toplanıp Big Chefs'de güzzzzeeel bir yemek yiyeceğiz.

Bugünlerde lisanstan arkadaşım Baran'ı rüyamda görüp duruyordum. Ha bire fotoğraf çekiliyorduk. Bugün msj attım "hayırdır, ne alemdesin?" diye. Neyse ki iyiymiş... Rüyada foto çekilmek neye delalet acaba?

Cuma da bayram dolayısıyla misler gibi 4 gün tatilim! Heyo!

Cuma, Kasım 20, 2009

Bugünlerde..

Bugün annemin doğum günüydü! Ona çok şık kırmızı bir cüzdan aldım, çok sevdi:) Annem 53 yaşını bitirdi bugün. 23'ten bakınca vay be dedirtecek bir yaş! Nice senelere anneciğim!

Üniversiteden arkadaşım Volkan askere gidiyormuş. Neredeyse 2 yıldır görüşemiyorduk. Bugün aradı, "Allahaısmarladık, ben gidiyorum" demek için.. O kadar duygulandım ki.. Uzun dönem subay olarak yapacakmış askerliğini. "İnşallah iyi bir yere çıkar" dedim. Bize hiç farketmez Neva'cım, nerede olursa yaparız" dedi, iyice duygulandım... Allah tüm askerlere yardım etsin, hepsi sağ salim teskeresini alıp gelsin İnşallah.

Vizeler bitti, darısı finallerin başına hayırlısıyla...

Pazartesi günü iş yerinden 3 kişi hamam sefasına gidiyoruz:) 3 kişilik sefa da biraz garip oldu. Hamam sefası dediğin şöyle 5-10 kişilik olmalı, cümbür cemaat:) Napalım, diğerlerinin hep işi varmış. Ankara'da doğup büyüen biri olarak hayatımda hiç Ankara'daki bir hamama gitmemiştim. Genelde Kızılcahamam, Haymana ve Bolu'ya gitmişliğim var. Mis olup gelicez bir Ankara hamamında...

Çarşamba, Kasım 18, 2009

Sınav!

Yarın İletişim Kuramları sınavı olmasa hayat ne kadar da güzel olurdu...

Pazartesi, Kasım 16, 2009

Çığlık:)

Şu an Fransa'da olan arkadaşım Melih arada soruyor, "Hala çığlık atarak mı gülüyorsun?" diye. Sanki görüşmeyeli asırlar geçmiş, benim de gülüşüm değişmiş gibi:) Tabki ki öyle gülüyorum diyorum:) Yer gök inliyor:) Ay bunları yazarken bile gülesim gelio:D:D:D
Hayır yani biz gülünce çığlık, Saba Tümer gülünce "ay çok şekeeeeeer" oluyo. Hem herkes benim gülüşüme bayılır bi kere Melihcim:)


Bana gülüşünü kaydet cep telefonundan yolla dio bi de:) Sanki gülmek planlı programlı birşeymiş gibi:) Anında içinden gülmek gelir ve koparsın:))))

Cumartesi, Kasım 14, 2009

Hanım Kız Küpesi


Böyle fiyonklu, kudeleli, cicili bicili şeyler nedense hanım kızları hatırlatır bana:) Hanım kız dediğin pileli kırmızı etek giyer, saçlar iki yandan beyaz kurdelerle örülüdür, beyaz uzun çorabı ve tertemiz ayakkabısı vardır. Böyle kızlara hep uyzu olmuşumdur! Böcek görünce viyaklayan, uçan sinekten korkan, narin, aşırı hassas bi kitledir bunlar benim için. Anaları neyle beslediyse her şeye de alerjileri vardır.En ufak bi üşütmede ateşleri kırka dayanır, yataklara düşerler. Pespembe yanakları vardır bembeyaz tenlerinin üstünde. O pembe yanaklarından hep bi sinsilik akarmış gibi gelir nedense.
Kız dediğin her dakka hastalanmaz, böcekten korkmaz, aklına geleni de anında söyler, sinsilikten nefret eder!

Hiç böyle kızlardan olmadım çok şükür ki... Fakat bu küpeleri çok sevdim. Adlarını da hanım kız küpesi koydum:)

Cuma, Kasım 13, 2009

BA-YIL-DIM!

"Bir Delinin Hatıra Defteri" beklediğimin ve hayal ettiğimin çok daha ötesindeydi... Tek kişilik bir oyun ancak bu kadar muhteşem oynanabilirdi herhalde! Stüdyo bir sahnede oynandı oyun. Bu sahne öyle bildiğiniz klasik Yunan tiyatro sahnesi gibi değil. Simsiyah duvarları olan büyükçe bir oda düşünün, tavanı bir stüdyo tavanı-tepede demirden profiller, ışıklar falan. Bu büyükçe salonun etrafına sandalyeler daire biçiminde dizilmiş, ve oyuncu da gelip seyircinin ortasında oynuyor oyununu. Bize hatıra defterini açan deli vinç gibi birşeyin üzerinde, bazen aşağıda, bazen salonun en tepesinde, oyunun en sonunda da tavandaki demir profillerin arasından seslendi bize. Bu arada bu oyun ilk ke bu şekilde sahnelenmiş sanırım, ama iyi ki de böyle sahnelenmiş.

Deli olmanın bazen "normal" olmadaktan da normal olduğunu, neyin meşru, neyin adaletli, neyin hakkaniyetli olduğunu eleştiren bir oyundu bu gece izlediğim. Ben oyunu yer yer "Suç ve Ceza"ya benzettim, ortada hiç bir suç veya ceza olmamasına rağmen... Bu deli bana Raskolnikov'u hatırlattı nedense. Ve oyun boyunca aslında "Suç ve Ceza"dan da süper bir tek kişilik oyun çıkar diye düşündüm. Kim bilir belki bir gün çıkar..
Photo Effects. Christmas Spirit

Çarşamba, Kasım 11, 2009

Bir Delinin Hatıra Defteri

Cuma günü "Bir Deli'nin Hatıra Defteri" adlı oyuna gidiyorum. Gitmeden kitabı okumak istedim. Oyunu izldiğimde kesin beğenmem çünkü genelde böyle olur; okuyucu olarak bayıldığımız eserleri izleyici olarak eleştirecek pek çok yan buluruz. Sanki herşeyin hayal ettiğimiz gibi olması veya daima eserin aslına sadık kalmak gerekiyormuş gibi....

Pazartesi, Kasım 09, 2009

Kütüphaneye Gidip de Girememek...


Bu sabah Nesli'yle buluşup kütüphaneye gidip akşama kadar ders çalışma planı yapmıştık. Yaklaşık 10 yıldır olduğu gibi Nesli yine geç geldi... :) Baktım bunun geleceği yok, gidip bir Uykusuz aldım, Yiğidim yine beni kopardı:))) Her neyse Nesli geç de olsa geldi ve gidip bir güzel kahvaltı yaptık.


Kahvaltımızı bitirip kütüphaneye doğru yol alırken "Nesli ya, kütüphaneleri çok seviyorum keşke kütüphanecilik okusaydım, gelip burda hem çalışır hem de akşama kadar tüm kitapları okurdum" dedim. "Zaten Türkiye'de kıyamet gibi kütüphane var ya Zuzu, hemen iş bulurdun" dedi. Biz güle eğlene girdik kütüphaneye. Kapıda hayli irice ve bayan olduğunu epey sonra idrak edebildiğimiz bir şahıs (kötü bi kelime kullanmak istemiyorum-tam da o anda kütüphanede çalışmadığım için şükrettim zaten) "Giremezsiniz kızlar, bugün Dünya Çocuk Kitapları Günü etkinliği var içerde" dedi. "Hadi ya, tüh" falan diyip çıktık kütüphaneden... Türkiye'de kıyamet gibi kütüphane olmadığını az önce zikretmiş olduğumuzdan kek gibi kaldık sokak ortasında. Milli kütüphaneye gidemezdik çünkü hem zaman kaybı olurdu, hem de benim kartım yoktu...


O anda aklıma lise son son sınıfta Gamze'yle gittiğimiz kütüphane-cafe tarzında bir yer olduğu geldi. "Gel nesli" dedim, "oraya gidelim". Biz tam olarak orayı bulamasak da -ne de olsa aradan 5 yıl geçmiş- onun yakınlarında oraya benzer bir yer bulup oturduk. Açtık kitaplarımızı, çalışmaya başladık ki Gamze aradı. "Napıyosun, nerdesin" dedi, "Napalım ya Kitapçı diye br yerde ders çalışıyoruz arkadaşımla" dedim. E ben de ordayım demesine kalmadan bir baktım Gamze arkamda! O da ödevlerini yapmaya gelmiş oraya. Yazdan beri görüşmüyorduk, Gamze'yi de görmek iyi oldu bugün:)


Ve ben bugün Nesli'ye Gamze'yle lise son sınıfta oraya gittiğimizi söyledikten sonra ona Gamze'den bahsettim. Ne ilginçtir ki Gamze de bugün okulda bir arkadaşına benden bahsetmiş. Ve biz aynı gün karşılaştık... Gerçekten çok ilginçti.


Arada sohbet ettik, papatya çayımızı içtik ve epey çalıştık. İyi oldu valla, ayarlasan olmaz:)

Cuma, Kasım 06, 2009

Telli Telli Teeeelliii

Şu telli kuzuuuuuu..

diyor babam bana evde, çünkü haftaya bugün yeni tellerim takılıyor. En son lise hazırlıkta yarım yamalak taktığım tellerden sonra 20lik dişlerimin tam olarak çıkmasını bekledik. Şimdi onlar da tamamen çıktıktan sonra, sevgili dişçim "haydi bakalım" dedi, "ölçüleri alalım" O ölçü alınması o kadar iğrenç bişey ki, neredeyse gırtlağınıza kadar bir hamurumsu birşey dayıyorlar ve o yaklaşık 1 dk bekletip dişlerinizin şeklini aldıktan sonra çıkartıyorlar. Fakat o bir dakka bana yıllar gibi geliyor çünkü acayip miğdem bulanıyor. Diş fırçalarken bile fırçam biraz dilimin gerisine değdiğinde midesi bulanan ben, o iğrenç şeyden nasıl etkilenmesin! Neyse ki yeni bir sprey çıkmış da onu ağzıma sıktılar, bu sefer rahatlıkla aldırabildim ölçümü.

Bu hafta oldukça yoğun geçeceğe benziyor:

Yarın iş yerinden arkadaşlarla yemeğe gideceğiz. Aslında hem yemek, hem eğlence olacak. Canlı canlı fasıl dinleyeceğiz, artık Pazar gününe ders anlatacak ses kalmaz kimsede herhalde:)

Pazar akşamı Nesli'yleyim. Kurslar, dersler derken bi türlü görüşemedik doğum günümden bu yana. İkimizin de canına tak etti artık:)

Haftaya Pazartesi 1 yıl ara verdikten sonra ilk vizeme gireceğim. Daha önce "Domatesle nasıl iletişime girersiniz?" diye soran bir hoca bu yıl ne sorar acaba diye meraktayım:) Dolayısıyla bu hafta içi bol bol çalışmalıyım...

Bir yandan da yetiştirmem gereken bir çevirim var. Bir an önce yollayıp kurtulma niyetindeyim fakat çeviri yapmak resim yapmak gibi, gidip gelip bir fırça daha atası geliyor insanın:) Her okuduğumda daha oturan kelimeler bulup konduruveriyorum:)

Haydi bakalım, bitirip yollayalım!

Salı, Kasım 03, 2009

14.Uluslararsı Ankara Tiyatro Festivali

13 kasım 14:00'te Ankara'daki tüm tiyatro sahneleri perdelerini festival için açıyor. Hem Türkiye'den hem de yurt dışından bir çok tiyatro oyunlarını sergilemek için 23 Kasım'a kadar Ankara'da! Aşağıda linkini verdiğim siteden programlara bakıp gitmek istediğiniz oyuna karar verebilirsiniz. Ben yarın gidip hemen biletimi alacağım bile!

http://www.taksav.org/

Pazar, Kasım 01, 2009

Odada Değişiklikler...




Eski çalışma masasıyla vedalaşıp yerine yen masa, raflar ve kitaplık getirdik.. Hazır el atmışken, merdiven başıdaki babam ait yerden tavana kadar yükselen ktaplığıda boşaltıp tsnf etme gafletinde buludum:) Bizim evden iyi bir kütüphane, bir de Tömer gibi bir dil merkezi açılırmış buna karar verdim bunca kitaplığı boşaltıp yerleştirirken. Yabancı dillere ilgisi olan babamın kitaplığından İngilzce, Rusça, İspanyolca ve Arapça olmak üzere; bu dillere ait sözlük, dil bilgisi, alıştırma, hatta deyimler sözlükleri gibi bir sürü materyal çıktı. İnsan oturup zaman harcasa tüm bu dilleri bizim evdeki kitaplardan öğrenir yani:) Bu dillerin hepsinin kursuna zaman zaman gitmiş olan babam tüm kitaplarına da gözü gibi bakmış.

Şu an kitaplarımız düzenli bir halde evin muhtelif dolap ve raflarında yerleri almaktalar fakat, bir de verilecekler derdi var. Yakınlardaki bir kütüphaneyle irtibata geçip onları da yerlerine kavuşturursam tamamdır.

Odamın yeni halinden çok memnunum! Tam istedğim gibi oldu diyebilirim. Sağolsun babam da bana çok yardımcı oldu. Birlikte ölçüp biçip fotoğraflarda gördüğünüz rafları monte ettik. Masayı ve fotoğraflarda görünmeyen kitaplığı taşıdık. Şimdi sıra bu geniş masamda doya doya okumalarımı yapmakta...